unknown
el sürmek, değmek.
nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık gibi niteliklerini deri altındaki sinir uçları aracılığıyla duyumsamak.
eski durumunu bozacak biçimde karıştırmak.
harcamak, kullanmak.
sağlığını bozmak, iyi gelmemek.
rahatını, huzurunu bozmak. tedirgin etmek, sataşmak.
(söz, ses, durum vb.) insanın içine işlemek, insanı duygulandırmak, etkilemek.
zarar vermek, kötülük etmek.
(iyilik, kötülük gibi kavramlarla birlikte) olmak.
sözünü etmek, değinmek.
çok hafif bir biçimde değmek.
anlayış, onur, erdem, gurur gibi kavramlara aykırı bir durum ortaya çıkmak, bunlara aykırı olmak.
(olumsuz biçimiyle kullanıldığında) almak.