nesnesiz (nesne almayan) eylem
devinimsiz kalmak, yürümez olmak, kımıldamadan beklemek.
(işleyen bir araç) işlemez, çalışmaz, iş görmez olmak.
bir yerde bir süre oyalanmak, eğleşmek, kalmak.
(yağmur, rüzgâr, ağrı vb.) son bulmak, dinmek, kesilmek.
varlığını sürdürmek.
beklemek, dikilmek.
var olmak, bulunmak, yapılmayı, yürütülmeyi, sürdürülmeyi beklemek.
sağ bulunmak, yaşamakta olmak, yaşamak.
bir şey yapmaksızın oturmak, eylemsiz durumda bulunmak, boş oturmak.
(bir şey) eski durumunu korumak, atılmamış ya da satılmamış vb. olmak.
birisinin malı olarak bulunmak ya da o mal ile ilişkisi olmak.
belli bir durumda ya da görevde, işte bulunmak.
dayanmak, katlanmak, sabretmek.
bir yerde olmak ya da bulunmak.
bir şeyle, bir konuyla çok ilgilenmek, konunun üstüne düşmek.
(olumsuz biçimiyle) sürekli olarak yapmak, ara vermeden işlemek, çalışmak, olmak vb.
kök ya da gövdeleri sonuna – <b>e</b> (– <b>a</b> ) almış eylemsilerle ya da çekimli bir eylemle süreklilik bildiren bileşik eylemler oluşturur; örneğin gidedurmak, yapadurmak gibi.
tekil ve çoğul ikinci kişi buyruk kipi olarak, biraz zaman geçsin, biraz bekleyelim, sabredelim anlamında kullanılır.
hiç gereği yokken.
hiç emek, çaba harcamadan.
suçu olmadığı halde.
hiç durmadan çalışmak.
(çocuk vb. için) çok hareketli olmak.
artık eski aşırı davranışlarını bırakmış, akıllıca ve tutarlı davranır olmuş, olgun (kimse).
uzun süredir rahat bir yaşam düzeni içine girmiş, büyük sorunları kalmamış (kuruluş, kurum, ülke).
aşırılığa kaçmayan, yerli yerinde, tutarlı.
birdenbire, ansızın.
hiçbir neden yokken.
hiç gereği yokken.