Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "eski" in Türkçe

sıfat

  1. çok uzun bir zamandan beri var olan.

    • Bu eski bir gelenektir
  2. üzerinden çok süre geçmiş bulunan, yeni olmayan.

    • Bir arkadaşa rastladım, eski günlerimizi andık
  3. çok kullanılmaktan yıpranmış, eskimiş olan.

    • Eski giysimi eskici almadı
  4. günün gidişine uymayan, geçerli olmayan, modası geçmiş olan.

    • Eski görüşlerle ülke yönetilemez
  5. bir önceki.

    • Eski müdür daha başarılıydı
  6. (bir meslekte, bir yerde) uzun süreden beri çalışmakta olan.

    • O eski bir sürücüdür
  7. geçmiş zamanlardaki, geçmiş çağlarda uygulanan, geçmişle ilgili.

    • Eski gelenekleri bırakamıyorlar
  8. mesleğinde uzmanlaşmış olan, acemi olmayan, deneyimli.

    • O eski bir doktordur, güvenebilirsiniz
  9. köklü.

    • Onun eski bir aileden geldiği belliydi
  10. (takısız ad tamlamalarında tamlanan olarak kullanıldığında, alaylı olarak) görevden düşmüş ya da durumunu yitirmiş birinin eski saygınlığının kalmamış olduğunu anlatır.

    • Bir bakan eskisini kim dinler?
  11. ilk ya da eski sevgili.

  12. sevilen ama uzak kalınan ya da hâlâ bırakılamayan eski bir uğraş.

    • Şiir benim eski göz ağrımdır
  13. bir işte deneyimli, kabadayılık, içki, kumar gibi konularda ünlü, usta ya da sabıkalı kimse.

  14. kurnaz kimse.

  15. mesleğinde çok deneyimli ve üstün olan kimse.

    • O, siyasada eski kurtlardandır
  16. çok görmüş geçirmiş, çok deneyimli olduğundan bir işin hileli yollarını bilen ve onun için hiç aldanmayan, aldatılamayan kimse.

    • Ne eski kurttur o, kanar mı hiç?
  17. bir işte çok deneyimli (kimse).

  18. ilk toplumculardan olan ama yeni toplumcularca pek önemsenmeyen (kimse).

  19. bizden önce yaşamış olan kuşaklar.

    • Eskiler dostluğu önemserdi
  20. eski eşya.

    • Eskileri eskiciye verdik