Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "ev" in Türkçe

ad

  1. içinde bir tek ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı.

  2. bir kimsenin ya da bir ailenin oturduğu, içinde yaşadığı yer, konut.

  3. bir kimsenin ya da bir ailenin oturduğu yerin iç düzeni.

    • Evi çok dağınıktı
  4. (gözlemevi, halkevi gibi bileşik oluşturduğunda) içinde bir iş görülen ya da belli bir amaçla kullanılan yer ya da kuruluş.

  5. aile.

    • Evini geçindirecek kazancı var
  6. birlikte yaşadıklarından ayrılıp ayrı bir ev düzenleyip oturmak, yerleşmek.

  7. evlenmek.

  8. ev, barınak, mülk.

  9. çoluk çocuk, aile, ev halkı.

    • Bu zamanda ev bark edinmek, ev bark geçindirmek kolay mı?
  10. dışarda herhangi bir işte çalışmayıp evinin işleriyle uğraşan kadın.

  11. ev işleriyle uğraşan ve bu işleri iyi yapan kadın.

    • Ondan ev kadını olmaz
  12. evi olan kimse.

    • Kira vermiyor, o ev sahibi
  13. kiradaki evin sahibi bulunan kimse.

    • Ev sahibi kirayı artırdı
  14. konukların bulunduğu, ağırlandığı yere onları çağıran kimse.

    • Burada ev sahibi kim?
  15. yeni eşyanın güzellikleri arasına eski eşya yakışmıyor.

  16. düzen yenilendi, eskileri nereye yerleştirmeli?

  17. çok az olan eşyasını hemen yüklenip istediği yere göçebilen.

  18. yeri yurdu, evi olmayan, evi olmadığı için rast geldiği yerlerde kalan, yaşayan.