Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "görmek" in Türkçe

unknown

  1. gözün görmesi yoluyla bir şeyin varlığını seçmek.

    • Gelen taşıtı görmek gerekirdi
  2. yanına gidip konuşmak, görüşmek.

    • Yarın onu görmek istiyorum
  3. bir şeyle ilgili bir yargıya ulaşmak, bir durumu, bir şeyi değerlendirmek.

    • Davranışını yerinde görmek olanaksız
  4. sezgi yoluyla anlamak.

    • Durumun kötüye gittiğini görmek zor değildi
  5. belirli bir zaman içinde kimi olaylara tanık olmak, kimi durumları, olayları yaşamak ya da izlemek.

    • Bir ömürde üç savaş görmek insanı karamsar yapmaz mı?
  6. yerine getirmek, ödemek, yapmak, etmek.

    • Lokantada hesabı görmek bana düşmüştü
  7. almak, okumak, öğrenmek.

    • Hangi sınıfta, kimden ders görüyorsunuz?
  8. bir davranışla karşılaşmak, kendisine bir davranış yapılmak.

    • Çocuk ilgi görmek ister
  9. (yer için) yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak.

    • Ev deniz görmekteydi
  10. içinde bir olay yer almak, bir şeye sahne olmak.

    • Bu alan nice goller gördü
  11. karşılaşmak, rastlaşmak.

    • Dün yolda gördüğümüz kimdi?
  12. bir şeye kavuşmak, bir duruma erişmek.

    • Adam biraz rahat yüzü görmek istiyordu
  13. bir işleme, bir davranışa uğramak.

    • Yatarak sağaltım görmek istemiyor
  14. çok değer vermek, çok düşkünü olmak.

    • Gözü ancak okumayı görür
  15. (gözlerin görmediği durumlarda) başka organlarıyla algılamak.

    • Adam parmaklarıyla görmekteydi, okumaktaydı
  16. dolaşmak, gezmek.

    • Bu yaz çok yer gördük
  17. öyle kabul etmek, herhangi bir şey saymak.

    • Çocuğu büyük görmek işi çıkmaza sokar
  18. (birisinin) istemekte olduğu bir edimde bulunmak, ona bir çıkar sağlamak, özellikle para, rüşvet vermek.

    • Bu durumda yukardakileri görmek gerekir
  19. karşı takım oyuncusunun yapacağı vuruşu önceden kestirerek ona göre durum almak.

  20. olumsuz biçiminde kullanıldığında söz konusu eylemin hiç yapılmadığını, olmadığını anlatır.

    • Eli bugüne değin para görmemişti
  • senden başarılı işler yapmanı, iyi sonuç almanı bekliyorum, kendini, becerikliliğini göster.

    • Haydi göreyim seni, birkaç gol at şunlara!
  • (tehdit olarak) böyle bir şey yaparsan karşılığını görürsün, beni korkutamazsın, dediğini yap da bak bakalım seni ne duruma sokarım.

    • Hele bir söv de göreyim seni!
  • görmeye katlanamazsın, çok kötü, hiç de iyi değil vb. gibi anlamlarda kullanılır.

    • Onu görme, çok çökmüş
  • görmelisin anlamında söylenir.

    • Masayı kurdum bahçeye ki bendeki keyfi görme!
  • geçmişte iyi kötü her türlü olayı yaşamış, çok deneyimli (kimse).

  • geçmişte iyi günler görmüş, iyi yaşamış, görgülü (kimse).