Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "göstermek" in Türkçe

unknown

  1. ortaya çıkararak, göz önüne koyarak görülmesini sağlamak, görünmesine yol açmak.

    • Size yeni evi göstermek istiyorum
  2. görmesini sağlamak.

    • Evi ona gösterin
  3. bir kimseyi ya da bir şeyi işaretle belirtmek.

    • Çocuk, kendisini döveni parmağıyla gösterdi
  4. anlatmak, belirtmek, ortaya koymak.

    • Bu söz, onun korktuğunu gösteriyordu
  5. belgeleyerek, kanıtlayarak inandırmak.

    • Dolabın buraya sığmayacağını size göstermek kolay, ölçüsü var
  6. bir şeyin etkisine uğratmak, etkisi altında tutmak.

    • Çocuğu biraz güneşe göster
  7. kılavuzluk etmek, öğretmek.

    • Bu işte size yol göstermek isteriz
  8. anlamayı sağlamak, açıklamak.

    • Ona gerçekleri göstermek gerekmişti
  9. iş vermek, görevlendirmek, yapmasını söylemek.

    • Ona gösterdikleri işi beğenmemişti
  10. herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak.

    • Onu kötü göstermek işe yaramadı
  11. güzelliğini açığa çıkarmak, güzel görünmesini sağlamak.

    • Badana evi gösterdi
  12. bir davranışa, kötülüğe sert bir biçimde karşılık vermek.

    • Ona göstermek boynumun borcu olsun
  13. olduğundan farklı görünmek.

    • Adam daha yaşlı gösteriyordu
  14. etmek, yapmak.

    • Ona ilgi göstermek bize düştü