unknown
yanına alarak gitmek, taşımak, ulaştırmak.
bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere uzatmak, koymak.
bir kimseyi bir yere değin yanında yürütmek ya da yanında gelmesini sağlamak.
yakından uzağa yürütmek ya da alıp gitmek.
yerinden ayırıp ya da alıp uzağa atmak ya da yok etmek.
ölmesine yol açmak, öldürmek.
dayanmak, kaldırmak, katlanmak.
birinin yanında yürüyüp ona bir yere değin arkadaşlık etmek.
bir sonuca ulaştırmak, vardırmak.
güvenlik güçlerince yakalanmak.
yitip gitmesine, yok olmasına yol açmak.