Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "gün" in Türkçe

ad

  1. yeryuvarlağının kendi ekseni çevresinde bir kez dönmesiyle geçen yirmi dört saatlik süre.

    • Ocak ayı otuz bir gündür
  2. Güneş.

    • Gün doğarken uyandılar, yola çıktılar
  3. Güneş ışığı.

    • Perde gün vurdukça solar
  4. gündüz.

    • Günler kısalmaya başladı
  5. içinde bulunulan zaman.

    • Televizyon günün haberlerini vermeye başladı
  6. sıra, zaman.

    • Bunu, günü gelince söyleyeceğim
  7. çağ, dönem, devir.

    • O, günün adamıdır
  8. iyi yaşanmış, mutluluk içinde geçen zaman.

    • O nice günler görmüştür
  9. bayram niteliğinde özel gün.

    • Yarın anneler günüymüş
  10. hanımların ayın belirli günlerinde hanım konuklarını ağırlamak için yaptıkları ev toplantısı.

    • Yurdanur Hanım’ın gününe gideceğim
  11. tarih<sup>1</sup>.

  12. bir yerden, belli bir iş için belli bir zaman ayırtmak, randevu almak.

  13. yaşını günü gününe bitirerek yeni bir yaşın günlerini yaşamaya başlamak.

    • Çocuk, ikisini bitirmiş, üçünden birkaç gün almıştı
  14. sabah olmak, gün ağarmak.

  15. (mahkeme) duruşmayı başka güne ertelemek.

  16. gönenç ve mutluluk içinde yaşamış, iyi bir yaşam sürmüş (ama artık bu durumu değişmiş kimse).

  17. birçok yaşam deneyi bulunan (kimse).

  18. çok yaşlı.

    • Bu gün görmüş kentte yaşamak güzeldi
  19. ağır, umutsuz hastalığı nedeniyle ölmek üzere bulunmak.

  20. bir yerde kalacak ancak birkaç günü bulunmak, ayrılmak üzere olmak.

  21. (ağır, umutsuz hasta) öleceği kesinlikle belli olmak, son günlerini yaşamak.

  22. bir işin gerçekleşeceği belirli bir zamanı beklemek.

  23. süresinin sonu gelmek, belirlenmiş olan süre sona ermek.

    • Günü dolunca parasını bankadan çekti
  24. (insan) ömür süresi tamamlanmak, ölümü gelmek, ölmek.

    • Dünya bu, günü dolan gider
  25. ömür süresi dolmak, eceli gelmek.

  26. (gebe için) doğurma vakti gelmek.

  27. zamanın gereğine göre yön ve tutum değiştiren, çıkarını kollayan kişi, kaypak.

  • zamanın, herhangi bir yönüyle, çok sözü edilen kişisi.

  • kendisinde, çağın gerektirdiği iyi nitelikler bulunan kimse.

  • tarihi belli olmayan, kesin olarak söylenemeyen geçmiş bir zamanda.

    • Bu kişi, günün birinde bakan olmuştu
  • tarihi belli olmayan, kestirilemeyen gelecek bir zamanda.

    • Böyle giderse günün birinde bakan bile olur
  • ➽günlerini (gününü) saymak.

  • bir işin gerçekleşeceği belirli zamanı beklemek.

  • bir kimse, emek vererek yetiştirdiği birinin, yaşlılığında kendisine rahat bir yaşam sağlamasıyla mutlu olmak.

    • Ana baba çocuklarının gününü görmek ister
  • (biri) kendi davranışlarının kötü sonucuna, cezasına uğramak.

    • Böyle gidersen gününü görürsün