ad
yeryuvarlağının kendi ekseni çevresinde bir kez dönmesiyle geçen yirmi dört saatlik süre.
Güneş.
Güneş ışığı.
gündüz.
içinde bulunulan zaman.
sıra, zaman.
çağ, dönem, devir.
iyi yaşanmış, mutluluk içinde geçen zaman.
bayram niteliğinde özel gün.
hanımların ayın belirli günlerinde hanım konuklarını ağırlamak için yaptıkları ev toplantısı.
tarih<sup>1</sup>.
bir yerden, belli bir iş için belli bir zaman ayırtmak, randevu almak.
yaşını günü gününe bitirerek yeni bir yaşın günlerini yaşamaya başlamak.
sabah olmak, gün ağarmak.
(mahkeme) duruşmayı başka güne ertelemek.
gönenç ve mutluluk içinde yaşamış, iyi bir yaşam sürmüş (ama artık bu durumu değişmiş kimse).
birçok yaşam deneyi bulunan (kimse).
çok yaşlı.
ağır, umutsuz hastalığı nedeniyle ölmek üzere bulunmak.
bir yerde kalacak ancak birkaç günü bulunmak, ayrılmak üzere olmak.
(ağır, umutsuz hasta) öleceği kesinlikle belli olmak, son günlerini yaşamak.
bir işin gerçekleşeceği belirli bir zamanı beklemek.
süresinin sonu gelmek, belirlenmiş olan süre sona ermek.
(insan) ömür süresi tamamlanmak, ölümü gelmek, ölmek.
ömür süresi dolmak, eceli gelmek.
(gebe için) doğurma vakti gelmek.
zamanın gereğine göre yön ve tutum değiştiren, çıkarını kollayan kişi, kaypak.
zamanın, herhangi bir yönüyle, çok sözü edilen kişisi.
kendisinde, çağın gerektirdiği iyi nitelikler bulunan kimse.
tarihi belli olmayan, kesin olarak söylenemeyen geçmiş bir zamanda.
tarihi belli olmayan, kestirilemeyen gelecek bir zamanda.
➽günlerini (gününü) saymak.
bir işin gerçekleşeceği belirli zamanı beklemek.
bir kimse, emek vererek yetiştirdiği birinin, yaşlılığında kendisine rahat bir yaşam sağlamasıyla mutlu olmak.
(biri) kendi davranışlarının kötü sonucuna, cezasına uğramak.