Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "geçmek" in Türkçe

unknown

  1. bir yerden başka bir yere gitmek, yer değiştirmek.

    • Buradan öteye geçmek yasakmış
  2. bir yandan girip öte yandan çıkmak.

    • Fare delikten geçmek istiyordu
  3. yol olarak kullanmak.

    • Onun sokağından geçmek istemiyorum
  4. bir duruma uğramak, bir şeye konu olmak.

    • Dişlerim muayeneden geçti
  5. bırakmak, vazgeçmek.

    • Hakkımdan geçmek istemiyorum
  6. oturmak, yaşamak, bulunmak.

    • Bütün günü sokakta geçmekteydi
  7. bir şeyi artık yapmak durumunda olmamak ya da bundan böyle yapacak gücü vb. kalmamak.

    • Yorucu sporlar bizden geçti
  8. olay olarak gerçekleşmek, yaşanmış olmak, olmak.

    • Bu odada kim bilir nice şeyler geçmiştir!
  9. (hastalık için) bulaşmak.

    • Nezle evdekilere geçer
  10. herhangi bir özellik soyaçekim yoluyla birinde belirmek, kendini göstermek.

    • Bu huy ona babasından geçmiştir
  11. bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak.

    • Irmaktan geçmek için köprü yoktu
  12. yerinden ayrılarak başka bir yere yerleşmek.

    • Birkaç gün içinde yeni eve geçmiş olacağız
  13. bir eğitim almış ya da bir konu üzerinde çalışmış olmak.

    • Şiirden geçmiş biri kötü şiiri anlamaz mı?
  14. içine işlemek, etkilemek.

    • Güneş başına geçmiş, ateşi çıkmıştı
  15. bir işi, bir görevi ele almak, bir şeyde görev almak.

    • Dümene geçmek için fırsat kolluyordu
  16. miras olarak kalmak, aktarılmak.

    • Ev, oğluna geçti
  17. herhangi bir bakımdan geride bırakmak, ileri gitmek, üstünlük sağlamak, aşmak.

    • Otobüs, bizi geçmek için çabalıyordu. Atıcılıkta onu geçmek zordu
  18. sona ermek, artık kalmamak, tükenmek, bitmek.

    • Kiraz bu yıl çabuk geçti. Öfkesi geçmek üzereydi
  19. üzerinde durmamak, söylemeden ya da sonunu getirmeden atlamak.

    • Bu konuyu kısa geçmek istedim
  20. (zaman) belli saat başını geride bırakmak.

    • Saat üçü yirmi geçmekteydi

(zaman) ilerlemek, aşmak.

  • Sanki o günler çabuk geçmekteydi
  • okulda, başarı göstererek bir üst sınıfa atlamak.

    • Oğlum dörde geçti
  • (ateş, soba) yanıp bitmek, sönmek.

    • Ocağa attığım odunlar çabuk geçti
  • bir müzik parçasını, bir şarkıyı çalıp söyleyerek öğrenmek, meşk etmek.

    • Bu şarkıyı bir daha geçmek iyi olacak
  • (bir müzik parçasını, şarkıyı) birinden meşk etmek, öğrenmek.

    • Bu parçayı kimden geçtiniz?
  • yer almak, yazılmak, girmek.

    • Olay, onun anı defterine geçmiş, bunu sonra öğrendik
  • (para vb.) geçerli olmak, yürürlükte bulunmak.

    • Kâğıt binlikler henüz geçiyor, bir yıl sonra geçmez olacakmış
  • sürümü olmak, satılmak, ilgi görmek.

    • Bu model orada geçiyor mu?
  • (meyve) çok bekletilmekten ya da çok olgunlaşmaktan çürümeye yüz tutmak.

    • Böyle geçmiş kavuna para verilmez
  • basında yazılmak, sözü edilmek ya da konuşmada yer almak, anılmak, söylenilmek.

    • O günlerde bu başarı gazetelere geçmişti
  • bir yere gidip oturmak.

    • Öğretmen, Herkes yerine geçsin! diye bağırdı
  • (akarsu, yol) bir yerin içinden ya da yakınından gitmek.

    • Seyhan Irmağı, kentin içinden geçiyor
  • görüşülüp karara bağlanmak, sonuçlandırılmak, kabul edilmek.

    • Yasa Meclis’ten hızla geçti. Konu ilgili kuruldan geçmiş, öteki kurula gelmişti
  • işin içinden sıyrılmak, çıkmak, kurtulmak.

    • Ben yapmadım deyip geçmek kolay mı?
  • çekiştirmek, dedikodu etmek, kötülemek, yermek.

    • Beni sana geçmişler/Vallahi ben demedim. (Halk türküsü)
  • uyuya kalmak.

    • Divanda otururken geçmişim
  • kimi sözcüklerle bileşik eylem oluşturur; örneğin diskur geçmek, ıska geçmek, dalga geçmek gibi.