Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "gelmek" in Türkçe

unknown

  1. bir yerden bir yere varmak, ulaşmak.

    • Bize gelmek ister misiniz?
  2. gittiği yerden geriye dönmek.

    • Gitti mi gelmek bilmiyor
  3. bir süre kalmak üzere uğramak, ziyaret etmek, konuk olmak.

    • Komşular bu akşam bize gelmek istiyor
  4. değmek, isabet etmek, rastgelmek.

    • Atılan taş cama geldi
  5. belli bir süre dolmak ya da belli bir zamana ulaşmak.

    • Saat ikiye gelmekteydi
  6. varmak, ulaşmak.

    • Tatilin sonu gelmek üzereydi
  7. kalıntı olarak durmak, yaşamak, varlığını sürdürmek.

    • Birçok anıt günümüze değin gelmiştir
  8. çıkmak, yönelmek, dokunmak.

    • Ondan bize çok kötülük gelmektedir
  9. ortaya çıkmak, doğmak.

    • İçkiden birçok zarar gelir
  10. ... kadar olmak.

    • Kızın saçları beline gelmekteydi
  11. eklenmek, katılmak, türemek.

    • Gözlük sözcüğü gözden gelir
  12. daha önce üzerinde görüşülmüş, konuşulmuş, durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek ya da bir konuda beklenen noktayı ele almak, o noktaya değinmek.

    • Ben de şimdi ona gelmek istiyordum
  13. izlemek.

    • Üç araba arkamızdan gelmekteydi
  14. bir yerden alınarak bir yere ulaştırılmak.

    • Hamsi Ankara’ya çoğunlukla Samsun’dan gelmektedir
  15. kendine yapılan herhangi bir davranışı ya da kendisiyle ilgili bir durumu hoşgörüyle karşılamak, katlanmak.

    • Arkadaşlar şakaya gelir insanlardır
  16. etkisini herhangi bir biçimde göstermek.

    • Deniz havası ona iyi gelmekteydi
  17. akmak, çıkmak, fışkırmak.

    • Çocuğun burnundan kan gelmekteydi
  18. düşmek, rastgelmek.

    • Buraya çok ışık geliyor
  19. sonuç çıkmak, sonucu olmak.

    • Kötülükten ne gelir, iş iyiliktedir
  20. dayanmak, katlanmak.

    • Kimi bitkiler soğuğa gelir
  21. doğru olduğunu sonradan kabul etmek, gerçeği görerek hak vermek.

    • İşe bu para yetmez demiştim, o yeter sanmıştı, dediğime geldi
  • görülmek, sanılmak.

    • Size öyle geliyorsa öyledir
  • ölçü olarak tam uymak.

    • Bu giysi sana gelir
  • mal olmak.

    • Kiloda on balık vardı, tanesi beş bine gelmişti
  • uygun düşmek, yakışık almak, yakışmak.

    • Buralarda oturmaya gelir bir kahve bulabiliriz
  • –e uğramak, olmak.

    • İnsanın başına bin bir dert gelir
  • elde edilmek, kazanılmak, sağlanmak.

    • Kışlık yiyecekleri tarladan gelmekteydi
  • (zaman gösteren sözcüklerle birlikte) çatmak, girmek, başlamak, ulaşmak.

    • Günü gelince ödenecektir
  • ortaya çıkmak, başlamak, yaygınlaşmak.

    • Nöbete kalmak bu işyerine yeni müdürle gelmişti
  • bir yere biriyle birlikte gitmek.

    • Çarşıya benimle gelmek ister misin?
  • yönelme durumundaki kimi sözcüklerle birlikte bileşik eylem oluşturur; örneğin akla gelmek, ortaya gelmek gibi.

  • gereksinim anlatan deyimler oluşturmaya yarar; kusası gelmek, göresi gelmek gibi.

  • ile birlikte yapmacık anlatan deyimler oluşturur; görmezden gelmek, duymazdan gelmek gibi.

  • sürerlik eylemi oluşturmaya yarar; alışagelmek, yapılagelmek gibi.

  • bu eylemin olumlu buyruk (emir) kipi, kimi vakit istek, öğüt anlatır; gel, bu işten vazgeç, gelsin beni görsün gibi.

  • bu eylemin <b> <i>gel, gelsin</i> </b> biçimi kimi vakit elindeyse anlamında da kullanılır; gel de yap bakalım, gelsin de çare bulsun gibi.

  • biçiminde kullanılan eylemsilerden sonra geldiğinde, önceki eylemle ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik anlatır; yedikçe yiyeceği gelmek, uyudukça uyuyacağı gelmek gibi.

  • sıralama gösteren sözcüklerle ve sıralama sayı sıfatlarıyla birlikte söz konusu sırada bulunmak anlamını verir; sonra gelmek, ikinci gelmek gibi.

  • vermek, uzatmak.

    • Papelleri gelmek istemiyormuş
  • çok yaklaşmak, gelmek üzere olmak, iyice yaklaşmak.

  • kaçınılmazlaşmak, kaçınılmaz olmak.

    • Askerlik gelip çatmıştı ama iş bitmemişti
  • bir yerden gelerek bir yere geçmek.

    • Koşucular önümüzden gelip geçti
  • bir süre için bir yönetim yerinde, bir işte vb. bulunmak.

    • Bu kurumdan niceleri gelip geçmiştir
  • çok eskilerden bugüne, bugünden çok eskilere değin olan süre.

    • Gelmiş geçmiş bunca zaman içinde, biz neler görmedik ki!
  • şimdiye değin gelen.

    • Gelmiş geçmiş kim var, onun gibi usta?
  • yaşantı ya da durumun rahatlığını anlatır.

    • Adamın işi yolunda, akşamları da gelsin içki, eğlence
  • sorumsuzca davranarak işine önem vermemeyi anlatır.

    • Delikanlı işten kaçıp kahvede gelsin tavla gitsin çay, eğlenmekteymiş