Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "getirmek" in Türkçe

unknown

  1. gelmesini sağlamak.

    • Garson çayı getirdi. Suyu dağdan köye borularla getirmek kolay oldu
  2. bir şeyi yanında ya da üstünde bulundurmak.

    • Size kitap getirdim
  3. erişmek ya da eriştiğini sanmak.

    • Yazı çabuk getirdik
  4. öne sürmek, ortaya atmak.

    • Bu savına kanıt getirmek zorundasın
  5. gelmesine yol açmak.

    • Bu sis yağmur getirir mi?
  6. gelir, kazanç sağlamak ya da getirisi olmak.

    • Bu daire ayda beş yüz getirir
  7. iletmek, taşımak.

    • Ondan size selam getirdik
  8. bir göreve atamak ya da seçmek.

    • Yönetime kimi getirmek isterdin?
  9. kimi sözcüklerle bileşik eylem oluşturmaya yarar; cinnet getirmek,” yola getirmek” gibi.