Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "girmek" in Türkçe

unknown

  1. dışarıdan içeriye geçmek.

    • Çivi tahtaya girmişti
  2. sığmak.

    • Ayağım bu ayakkabıya girer mi?
  3. başlamak, girişmek.

    • Hemen konuya girmek için fırsat kolluyordum
  4. katılmak, karışmak, yer almak.

    • O da hemen aralarına girmişti
  5. (hastalık) bulaşmak.

    • Hayvanlara bir dert girdi, kırıldılar
  6. (ordu) bir kenti almak.

    • Ordumuz 9 Eylülde İzmir’e girdi
  7. ayrıntılara inmek, derinleşmek, incelemek.

    • Konuya girince, durumu daha iyi gördük
  8. yeni bir duruma geçmek, dönüşmek.

    • Gökyüzü renkten renge girmekteydi
  9. başlamak.

    • Şarkıcı, şarkıya girince, koro boşta kaldı
  10. erişmek, ulaşmak.

    • Oğlum dün iki yaşına girdi
  11. (bir işe, kuruluşa, şeye vb.) alınmak, yazılmak, başlamak.

    • İngilizce kursuna girmek istemedim
  12. bir şeyin bileşiminde yer almak.

    • Köfteye türlü bahar girer
  13. yemek yemek.

    • Midesine birkaç lokma girince canlanıverdi
  14. (zaman anlamlı kavramlar için) gelmek, başlamak.

    • Yaz birdenbire girmişti
  15. (ağrı, sancı) oluşmak, başlamak.

    • Mideme kramp girdi
  16. (soyut şeyler için) iyice anlamak, derinliğine inmek.

    • Onun gizine girmek istemedim
  17. kavgaya tutuşmak ya da çarpışmak.

    • İki ordu birbirine girmişti
  18. bir yere sık sık gelmek.

    • Oraya girip çıkmakta olanları tanırdı
  19. çok az kalmak üzere uğramak.

    • Kahveye girip çıkmıştı