Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "hüküm" in Türkçe

Etymology

Arapça

ad

  1. ➽yargı.

    • Mahkemenin hükmü böyleydi
  2. egemen olma, buyruğunu yürütme, egemenlik.

    • Burada hüküm sahibi odur
  3. etkililik, geçerlik, önem.

    • Bu kararın hiçbir hükmü olamaz
  4. etki, hız, yeğinlik.

    • Sıcakların hükmü geçti, havalar serinliyor
  5. egemen olmak, etkili olmak, sözü geçmek, hüküm yürütmek.

    • Köyde ağaların hükmü geçer
  6. artık geçersiz olmak, etkili durumunu yitirmek.

    • Kışın hükmü geçmek üzereydi
  7. yönetimde, iş başında olmak, bir ülkeyi yönetmek, egemenliğini yürütmek.

    • Kimi padişahlar otuz yıl hüküm sürmüştür
  8. yürürlükte bulunmak, varlığı sürüp gitmek.

    • Ülkede yüz yıldır cumhuriyet hüküm sürmekteydi
  9. yaygın bir biçimde bulunmak, yaygın olmak.

    • Onlarda hüküm süren düşünce böyleydi
  10. (etki, hız, yeğinlik vb.) durumunu sürdürmek, etkili olmak.

    • Dağlarda güzel bir bahar hüküm sürmekteydi
  11. enine boyuna düşündükten sonra bir karara, bir kanıya varmak.

    • Çarçabuk hüküm vermek zordur
  12. (mahkeme) bir karar vermek ya da bir sanığı suçlu bularak hapis cezası vermek, mahkûm etmek.