Arapça
ad
hukuka uygunluk, adalet.
hukukun, adaletin gerektirdiği ve birine ayırdığı şey, kazanım, kazanç.
dava ya da savda gerçeğe uygunluk.
emek karşılığı kazanılan ücret.
pay.
geçmiş ve harcanmış emek.
gerçek, doğru, yerinde.
hak etmek eylemi ya da biçimi.
bir yapım işinde belli bir oranı yaparak hak edilmiş olan para.
bir emek karşılığı olarak alacağı bulunmak, hak kazanmak.
layık olduğu kötü, gerekli karşılığı görmek, almak.
hakkı olan şeyi elde etmek.
alacağından bir bölümü kalmak ya da başkasına verilmiş olmak.
bir kimsede, bir şeyde emeği bulunmak.
alacağı, payı bulunmak.
söylediğinde, düşüncesinde, savında haklı olmak.
kolay olmayan bir işi başarıyla sonuçlandırmak.
birini yenmek ya da hak ettiği sert işlemle cezalandırmak.
birinin çalışmasının, emeğinin karşılığını gereğince değerlendirmek, hakkı olan şeyi ödemek.
bir şeyin isteğe uygun olabilmesi için gereğini tümüyle, gerektiği biçimde yerine getirmek, gerektiği kadar emek harcamak.