Arapça
ad
havayuvarını oluşturan ve bütün canlıların solunumuna yarayan renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı.
gök, gökyüzü.
meteorolojik olayların tümü.
çevreyi kuşatan boşluk.
canlıların üzerindeki etkisine göre havayuvarının durumu.
gök doğrultusu.
esinti.
müzik parçalarında tür, ezgi, müzik.
müzik araçlarından çıkan ses perdesi.
keyif, neşe, âlem.
anlatımda kişilik, tarz, üslup.
(görünüş, davranış, söz vb. için) bir şeyin, bir kimsenin durumunu belirten özellik.
(bir yerdeki) durum, ortam.
(durum, davranış, söz vb. için) işe yaramaz, olumsuz, kötü, anlamsız, sonuçsuz, boş.
albeni, alım, çekicilik.
bir sözü birine karşı söyleyeceğini, bir eylemi yapacağını söyleyenlere yapamazsın, söyleyemezsin, sende o yürek, o güç yok anlamında söylenir.
açık bir alana çıkıp ciğerlerine temiz hava çekmek ya da açık havada gezmek.
umduğunu elde edememek, beklediği sonuca ulaşamamak, hiçbir şey kazanamamak, umduğunu bulamamak, eline bir şey geçmemek, başaramamak.
➽hava vermek1.
➽hava atmak.
hava bulutlanıp yağmur ve fırtına belirtileri oluşmak.
(bir yerde) ortam tatsızlaşmak, elektriklenmek.
havanın kapanması, açması, ısınması, soğuması gibi değişimlerin genel adı.
➽havadeğişimi.
havanın doğal olaylarının durumu.
hava tahmini sonunda havaların nasıl olacağını bildiren rapor.
Güneş’in batmasıyla ortalık yarı karanlık olmak, akşam olmak.
gökyüzü iyice bulutlanmak, yağmur bulutlarıyla kaplanmak.
yoldan bir zenci geçmek ya da bulunulan yere bir zenci gelmek.
balıkların dalıp çıkmasını sağlayan, havayla dolup boşalan kese.
kuşlarda, vücudun çeşitli yerlerinde bulunan ve akciğere bağlı olan boşluklar.
birçok böcekte, trake boruları üzerinde bulunan havayla dolu şişkinlikler.
teker, balon vb.yi havayla şişirmek ya da şişkinliğini artırmak.
akciğerlere basınç altında hava ya da oksijen doldurmak.
bulunması gereken yerden daha yüksek bir yerde durmak.
bir sav, dayanağı olmadığından kanıtlalanamamak.
(bir iş) bir sonuca ulaşamamak, bir sonuca bağlanmamak.
hiç emek vermeksizin, açıktan.
değersiz, boş.
bulunduğu çevreyle, ortamla kolayca kaynaşmak.
birinin huyunu almak.
patlamanın gücüyle havaya fırlamak.
boşa gitmek, gereksiz harcanmak.
çok sevinmek.