Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "idare" in Türkçe

Etymology

Arapça

Phonetics

.–.

ad

  1. çekip çevirme, yönetme.

  2. ülke işlerinin yürütülmesi, kamu yönetimi, devlet yönetimi.

  3. bir kurumun, kuruluşun vb. işlerini yürüten kurul.

  4. bir kurumun, kuruluşun vb. yönetildiği yer.

  5. tutumlu davranarak ancak gerektiği zaman ve gerektiğince harcama, tutum.

  6. ➽idare kandili (ya da <i>lambası</i> ).

  7. göz yumup geçiştirme işi, örtbas etme.

    • Onun yaptıklarını idare zor oluyor
  8. çekip çevirmek.

  9. (bir şeyi) tutumlu kullanmak.

    • Bu parayı idare edin, arkası yok
  10. yeterli olmak, yetişmek.

    • Bu para bizi bir hafta idare eder
  11. (alışverişte verilen fiyat) yeterli olmak, uygun gelmek, elvermek.

    • Bu fiyat idare eder
  12. yanlış, uygunsuz, yasaya aykırı bir eylemi vb. hoş görmek, ona göz yummak.

    • Kırmızı ışıkta geçtin ama trafik polisi idare etti
  13. (bir işi) örtbas etmek.

    • Annen suçunu idare ediyor, yoksa baban hep döver seni