ad
herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geriye göre önde olan yer, ön.
bir şeyin ulaşılacak olan yönü, yeri, ön.
henüz gelmemiş olan zaman, gelecek zaman, gelecek, sonra.
önde bulunan.
vakti gerçek zamandan daha önde gösteren (saat).
önceki.
herhangi bir nitelikçe, herhangi bir yönden, benzerlerini geride bırakmış olan.
ulaşılması gereken yere doğru durmadan yürü anlamında söylenir.
öne doğru.
temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön.
öne almak, öne çıkarmak, öne getirmek.
(saati) ibreleri, daha ileri bir saati gösterecek biçimde çevirmek, öne almak, öne ayarlamak.
öne geçmek, ön sıralara gitmek.
üstün bir makama gelmek.
(saat için) hızlı işleyerek zamanın önüne geçmek, zamanı olduğundan, gerçeğinden daha ilerlemiş göstermek.
sözde, davranışta ölçüyü aşmak, aşırı davranışta bulunmak.
(bir şeyi) öne doğru yürütmek, ilerletmek.
(bir kimseyi) ilk eyleme geçen olmaya itelemek.
üzerinde görüşülmek üzere bir düşünce söylemek ya da önermek.
bir savda bulunmak, bir sav öne sürmek.
öne çıkarılmak, öne sürülmek, savlanmak.
önerilmek.