Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kısa" in Türkçe

sıfat

  1. boyu, uzunluğu az olan.

    • Kısa öğrenciler önde oturuyordu
  2. az süren, az zaman alan, uzun olmayan.

    • İşi kısa zamanda bitirdiler. Kısa yoldan köye vardık
  3. çok ayrıntısı bulunmayan, ayrıntıya inmeyen, özet durumunda olan.

    • Durumla ilgili kısa bilgiler verdiler
  4. uzatmayarak, kısaltarak, kısaca.

    • Kısa konuşmak iyidir
  5. uzun olmayan şey.

    • Sözün kısası iyidir
  6. az, kıt.

    • Kadına saçı uzun aklı kısa demişler
  7. bir şeyi yeterince uzun ya da geniş yapmamak.

    • Eteği biraz kısa tutmuşlar
  8. bir şeyi gerektiği denli ayrıntılı olarak ele almamak, bir konuyu geniş bir biçimde vermemek.

    • Zaman darlığı nedeniyle konuşmasını kısa tutmuştu
  9. süreyi geçirmeden, çok uzatmadan.

  10. kesin bir biçimde.