Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kaba" in Türkçe

sıfat

  1. hiç özenilmeden, güzellik kaygısı güdülmeden yapılmış, özenden ve estetikten yoksun.

    • Bu kaba kumaştan ancak çuval olur
  2. kalın ya da taneleri iri.

    • Kaba kum harca girer mi?
  3. hafif olduğu halde kalın ya da oylumlu.

    • Yastık kaba görünüyor ama yumuşaktır
  4. terbiyesi, görgüsü kıt, incelikten yoksun (kimse).

    • Böyle kaba adamlarla bir arada olunmaz
  5. görgüye, terbiyeye, inceliğe aykırı (söz, davranış).

    • Davranışı çok kabaydı
  6. kuyruksokumunun iki yanında bulunan şişkin yer, kaba et.

    • Bu iğne günde bir kez ve kabadan yapılacakmış
  7. dövülmek üzere harman yerine koni biçiminde yığılmış tahıl.

  8. incelikten yoksun, görgüsüz, sert ve kırıcı, hoyrat (kimse).

  9. özenilmeden yapılmış, güzel olmayan (iş).

  10. biçim verilecek bir şeyin göze batan pürüzlerini gidermek.

  11. ayrıntıya kaçmayan, görünenleri gideren bir temizlik yapmak.