Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kabarmak" in Türkçe

nesnesiz (nesne almayan) eylem

  1. ağırlığı artmaksızın oylumu genişlemek.

    • Fırıncının, kabarmış ekmekleri mis gibi de kokuyordu
  2. (sıvı şeyler) kaynamaktan ya da yağışlardan taşmak üzere olmak.

    • Dağlara yağan yağmurla ırmak kabarmaktaydı. Ocaktaki cezve kabarmış, taşmıştı
  3. büyümek, çoğalmak, niceliği artmak.

    • Masrafımız her gün kabarmaktaydı
  4. (hayvanlar için) tüyleri dikleşmek.

    • Kedi ıslanmış, kabarmıştı
  5. genişlemek, şişmek.

    • Bağırınca boyun damarları kabarıyordu
  6. (deniz) büyük dalgalar oluşturmak, dalgalanmak.

  7. (kumaş için) üzerinde tüyler oluşmak, tüylenmek.

  8. ıslanma ya da ısınma nedeniyle yerinden kurtulmak ya da kurtulmak üzere olmak.

    • Duvarın badanası yer yer kabarmıştı
  9. (duygular için) artmak, coşmak, güçlenmek.

    • İçinde sevgi dalgalarının kabardığını duyumsar gibiydi
  10. (mide için) bulanmak, ekşimek.

    • İki gündür midem kabarıyordu
  11. böbürlenmek, gururlanmak.

    • İşi başardığı için kabarıyordu
  12. öfkelenip birinin üstüne yürüyecek gibi davranmak, kafa tutmak, karşı gelmek, diklenmek.

  13. gittikçe kabararak, coşarak.

    • Irmak kabara kabara akıyordu
  14. gururlu bir biçimde, böbürlenerek, gururlanarak.

    • Ne başardın ki böyle kabara kabara geziyorsun?