Definition of "kalkık" in Türkçe
sıfat
ucu yukarı doğru kalkmış bulunan.
- Paltosunun kalkık yakası kir içindeydi
asıl düzeyine göre yüksekte olan.
- Arabanın bir yanı kalkık duruyordu
kabararak yerinden ayrılmış olan, kabarmış.
- Sandalın kalkık boyalarını kazıdım