nesnesiz (nesne almayan) eylem
olduğu, bulunduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek.
(zaman, uzaklık ya da nicelik için) belirtilen kadar bulunmak.
oturmak, yaşamak, eğleşmek.
konaklamak, konmak ya da geceyi geçirmek.
varlığını sürdürmek, varlığını korumak, etkisini sürdürmek.
yaşamını sürdürmek, yaşıyor olmak, yaşamak.
vakit geçirmek, eğleşmek, oyalanmak.
bozulup yürümez olmak, işlemez olmak.
üzerindeki çalışma durmak.
ileriye bırakılmak, ertelenmek.
(öğrenci) başarısız olmak, sınıf geçememek.
bir işi, yeniden ele almak üzere belli bir yerde bırakmak.
bir şeye bulanmak, bir şeyle kaplanmak.
görevi ya da yetkisi içinde olmak ya da bir işi yapmak kendisine düşmek.
yeterli bulmak, yetinmek.
geçmek.
uygulayamamak, yapamamak.
belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak.
herhangi bir durumu sürdürmek.
herhangi bir durumda bulunmak, olmak.
(olumsuz biçimi) var olmak, bulunmak.
kök ya da gövdelerinin sonuna <b> <i>–e (–a)</i> </b> eki almış eylemsilerle sürerlik bildiren birleşik eylemler oluşturur; bakakalmak, uyuyakalmak gibi.
kimi <b> <i>–ip</i> </b> ekiyle oluşmuş eylemsilerden sonra gelerek süreklilik bildirir; bakıp kalmak, düşüp kalmak gibi.
olup olacağı, topu topu, hepsi, tümü.
en sonunda.
(o kimsenin) kanısına göre.
(o kimsenin) elinden gelse, elinde olsa, kendisi yapabilse.