ad
insanda ve gelişmiş yapılı hayvanlarda, atardamarların ve toplardamarların içinde dolaşarak gözelerde özümleme, yadımlama işlevlerini sağlayan, plazma ve yuvarlardan oluşmuş, kırmızı renkli, yaşamsal sıvı.
soy.
bir damardan bir miktar kan çekmek ya da akıtmak.
birini bıçak ya da kesici bir araçla yaralamak.
yüz ve huy, ana ya da baba soyunun yüzüne ve huyuna benzemek.
(akraba için) yakınlık duymak.
yaralamak ya da ölüme yol açmak, cana kıymak.
yaralanmak ya da ölmek.
büyük aptesini yaparken kan gelmek.
(kadınlarda) aybaşı fazla kanlı olmak.
kan renginde olan, çok kırmızı.
üstün, yaman, aşırı.
(aralarında) kan davası bulunmak.
insan öldürülmek.
kan görünce bayılmak.
(insan öldüren kimse) dizinin bağı çözülüp kaçamamak, şok geçirmek.
ansızın ölmek.
(hastaya, yaralıya) kan aktarmak, kanaktarım yapmak.
aktarım için kan aldırmak.
(biri, bir kimseye) çok eziyet çektirmek.
(bir iş, oluncaya değin, o işi yapana) çok sıkıntı vermek.
çok kötü duruma düşmesine ya da ölümüne yol açacak denli düşman olmak.
çok önemli çıkarlarına göz dikip onları elinden almaya çalışmak.
duygularıyla, onuruyla oynamak.
bir kimseyi öldürmek ya da öldürtmek.
bir şeyi boşa harcamak, ziyan etmek.
(bir kızın) kızlığını bozmak.
ölümüne yol açacak denli tehlikeli şeyler yapmak, belasını aramak.
öldürmeyi isteyecek denli birine düşman olmak, onu öldürme hırsı içinde bulunmak.