Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kapı" in Türkçe

ad

  1. yapıda, girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar ya da bölme boşluğu.

  2. böyle bir boşlukta bulunan, açılıp kapanan kanat.

    • Evine yeni kapı taktırdı
  3. (sınırda) giriş çıkış yapılan yer.

    • Sınır kapıları kapandı
  4. gelir, geçim sağlanan yer, işyeri, iş.

    • Birkaç ayda bir kapı değiştirmese iyi olacak
  5. kaynak ya da olanak.

    • Partiyi çıkar kapısı görenler çoktur
  6. gidere yol açan gereksinim.

    • Okullar açılırken masraf kapıları da açılır
  7. (tavla oyununda) pul dizilen yer.

  8. devlet dairesi.

    • Tanrı kimseyi hükümet kapısına düşürmesin
  9. ev gezmesi için gidilen yer.

    • Günde kırk kapı dolaşıyor
  10. çok yakın zaman.

    • Kış kapıya dayanmadan kömür almalıyız
  11. yüksek düzeydeki resmi daire.

  12. Osmanlı döneminde, av dışında padişahın yanında bulunan iç ağalarının en büyüğü.

  13. Osmanlı döneminde, sadrazam kapısının iç düzenini sağlamakla yükümlü görevli.

  14. kendine bir iş bulmaya çalışmak.

  15. ev gezmesi yapmak istemek.

  16. Osmanlı döneminde, sadrazam, vezir, eyalet valisi, beylerbeyi gibi devlet büyükleri yanında hizmet gören kimselere verilen genel ad.

  17. bir varsıl konağında çalışanların tümü.

  18. bir şey söylemek ya da istemek için, önce, onunla uzak yakın ilgisi olan başka sözler söyleyerek karşısındakini hazırlamak.

  19. ev gezmesi yapmak.

    • Bugün tam beş kapı yaptık
  20. (tavla oyununda) en az iki pulunu bir hanede üst üste gelecek biçimde toplamak, kapı almak.

  21. içeri girememek.

    • Anahtarı annemden almayı unutmuşum, kapıda kaldım
  22. konukluğa gittiği evde kimseyi bulamayıp gelmelerini kapıda beklemek.

    • Telefon ederek gelin, kapıda kalırsanız üzülürüz
  23. girilip çıkılmasını önlemek için bir yeri kapamak.

  24. bir yerin çalışmasına son vermek.

  25. bir şeyi elde etmek için bir yeri, bir kimseyi zorlamak.

    • Alacaklıları kapıya dayanınca kaçtı
  26. (zaman) gelip çatmak.

    • Yaz kapıya dayandı ama biz kışlıkları atamadık
  • başlamak.

    • Haydi bakalım, kapıyı aç da karnımızı doyuralım
  • bir işe başlayarak, bir şeyi yaparak başkalarına örnek olmak.

    • Köyde radyo yoktu, kapıyı muhtar açtı, şimdi çoğunun radyosu var