unknown
bir açıklığı ortadan kaldırmak için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek, örtmek.
kapı, pencere gibi bir şeyi açık durumdan kapalı duruma getirmek, kapatmak.
bir şeyin görünmesine engel olmak.
geçişe olanak vermemek, geçmeyi engellemek.
(su, elektrik için) akışını, gelişini kesmek.
(çukur vb. için) içini doldurmak, tıkamak.
bir şeyle ilgili olan görüşmeyi, konuşmayı bırakmak, artık üzerinde durmamak ya da durmaz olmak.
(fabrika, kuruluş vb. için) çalışmasını, görev yapmasını, işlemesini, çıkmasını, yayımlanmasını vb. engellemek ya da durdurmak.
bir yere koyup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek.
bir şeyin ayrık iki parçasını birleştirmek.
son vermek, bitirmek.
ödeyerek bitirmek.
denk gelmek, yeterli gelmek, karşılamak.