Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "karıştırmak" in Türkçe

unknown

  1. karışmak eylemini yaptırmak, karışmasını sağlamak.

    • Sütü karıştır da taşmasın
  2. içinde ne olduğunu anlamak ya da aradığını bulmak ereğiyle elle yoklamak.

    • Cebini karıştırıp birkaç lira bulup çocuğa verdi
  3. yemek pişerken, tencerenin dibi tutmasın diye, kaşıkla altüst etmek.

    • Çorbayı pişinceye değin karıştırmak gerekmişti
  4. bir şeyin orasını burasını ellemek, bir şeyi kurcalamak.

    • Bir saattir radyoyu karıştırmaktan usanmadın mı?
  5. araştırmak, inceleyerek okumak.

    • Eski dergileri karıştırmak da gerekmişti
  6. üstünkörü okumak, göz atmak, bakmak.

    • Kitap karıştırmak bile insana bir şeyler verir
  7. tam olarak seçememek, ayrımsayamamak, ayırt edememek.

    • Beni onunla karıştırmak işinize geliyor
  8. karışıklık, kargaşa çıkarmak.

    • Ortalığı, ülkeyi karıştırmak için çaba harcıyorlar
  9. düzenini, sırasını şaşırmak.

    • Anılarını birbirine karıştırıyordu, yaşlanmıştı artık
  10. içine sokmak, dahil etmek.

    • Beni de olaya karıştırmak istemişlerdi