Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "karın" in Türkçe

ad

  1. insanlarda ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara değin olan ön bölgesi, bu bölgenin içi ve dışı.

  2. mide.

    • Çocuğun karnı aç mı?
  3. dölyatağı.

    • Annesi onu dokuz ay on gün karnında taşımıştır
  4. (kimi şeylerde) şişkin, geniş ve içi boş bölüm.

    • Sürahinin karnı çatlamış
  5. iç, gönül, akıl, kafa.

    • Onun karnındakini nasıl bilelim?
  6. gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikle titreşen noktalar.

  7. karında, karın bölgesinde duyumsanan ağrı.

  8. can sıkıcı, çekilmez bulunan, sevilmeyen kimseler ya da adı bilinmeyen şeyler için söylenir.

  9. yemek yemek.

  10. geçinmek.

  11. çok hafif, işitilmez bir sesle konuşmak.

  12. uydurarak söylemek, uydurmak.