unknown
dışarıdan, uzaktan gelen birine karşılayıcı olarak çıkmak.
karşılık olmak.
karşı gelmek, kafa tutmak.
bildirilen, söylenen, yapılan bir şeyi olumlu ya da olumsuz bulmak.
önünü almak, önlemek, durdurmak.
yumrukoyununda, karşıdakinin yumruklarını savmak ya da kılıçoyununda, değme çizgisi içinde karşı oyuncunun kılıcını savmak, savuşturmak.