Definition of "kasmak" in Türkçe
unknown
boyunu ya da enini kısaltmak, asılarak germek.
- Yavaşlatmak için atın yularını kasmak gerekmişti
daraltmak.
- Eteğin belini biraz kasın
baskı altında tutmak.
- Oğlunu kasmak istemiyordu ama onun gidişini de hiç beğenmiyordu
bir afet, çok zarar vermek.
- Rüzgâr ekinleri kasıp kavurmuş
bir zalim, baskı yaparak ya da acımasız davranışlarla bir topluluğu ezmek.
- Timur’un Anadolu’yu kasıp kavurduğu söylenir