unknown
bıçak, makas gibi kesici bir araçla bir şeyi ikiye ya da daha çok parçaya ayırmak.
hasta bir organı kesici bir araçla çıkarmak, almak ya da yerinden ayırmak.
kesici bir araçla yaralamak.
makas vb. ile ucunu almak.
düzgün parçalara ayırmak, doğramak.
dibinden ayırmak.
(hayvan için) bıçak vb. ile başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak.
bir şeyden yoksun bırakmak, artık vermez olmak.
ara ya da son vermek.
verilecek bir şeyin bir bölümünü alıkoymak, birazını vermemek, eksik vermek.
belirtmek, kararlaştırmak, saptamak.
güçleştirmek, azaltmak, önlemek.
geçişi önlemek, geçişe engel olmak.
(para için) basmak.
ayırmak, bölmek.
(iskambil kâğıtları için) destenin üzerinden bir bölümünü ayırıp öte yana koymak.
gidermek, yok etmek.
(yazı, film için) kimi yerlerini atmak, kısaltmak.
susmak.
(rüzgâr, soğuk vb.) çok etkili olmak.
akışı, akımı durdurmak.
birinin parasını almak.
birine ilgi duyduğunu davranışlarıyla, gözleriyle belli etmek, onu etkisi altına almak.
palavra atmak, abartmak, yalan söylemek, uydurmak.
bir kimseyi kötülemek, yermek.
(daha çok olumsuz ya da soru biçimi kullanılır) iyi gelmek, yeterli olmak, doyurmak.
uzun uzadıya düşünmeksizin kesin bir yargıya varmak.
kesin bir biçimde çözmek, bitirmek.
gözdağı vermek, zorbalıkla korkutmak.
ileri geri konuşmak, ağzına geleni söylemek, atıp tutmak.