Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kol" in Türkçe

ad

  1. insan vücudunun, ucunda el bulunan, omuz başından parmak ucuna değin olan bölümü.

  2. (kasaplık hayvanlarda) ön ayağın üst bölümü.

    • Koldan iyi kıyma olur
  3. giysinin kolu<sup>1</sup> saran bölümü.

  4. ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal.

  5. bir divanda, bir koltukta kolların dayanmasına yarayan parça.

  6. kimi makinelerde tutup çevirmeye ya da çekmeye, kapıları açıp kapamaya yarayan ağaç ya da metal parça.

  7. kimi çalgıların elle tutulan sap bölümü.

  8. iş takımı.

    • Bizim dağcılar kolu iyi anlaşır
  9. bir şeyin ayrıldığı bölümlerden, dallardan her biri.

    • Okulun Kızılay kolu iyi çalışmıştı
  10. güvenliği sağlamak ereğiyle dolaşan polis, jandarma ya da asker topluluğu.

  11. dizi.

    • Üç ayrı yürüyüş kolu oluşturup yola çıktık
  12. bir halatı oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri.

  13. kanat.

  14. bir ana akarsuya karışan küçük akarsu.

    • Ceyhan’ın bir kolu Savrun Çayı’dır
  15. (bitki için) gövdesinden ayrılan yeni bir dal bir yöne uzanmak.

    • Asma çardağa kol atmıştı
  16. çevreye yayılmak, genişlemek, uzanmak, ulaşmak.

    • Kuruluş her alana kol atmak istiyordu
  17. (halat kolu için) çok zorlanma sonucu kopmak.

  18. (güvenlik güçleri vb. için) güvenliği sağlamak ereğiyle dolaşmak.

  19. (kötü, tehlikeli şeyler için) çokça olmak.

    • Ortalıkta tehlike kol gezerken sakin olunur mu?
  20. dolaşmak.

    • Gökte kara bulutlar kol gezmekteydi
  21. kucaklamaya hazırlanmak.

  22. içtenlikle karşılamak.

  23. yardım etmek, korumak.