Definition of "kondurmak" in Türkçe
unknown
konmak eylemini yaptırmak.
gelişigüzel iliştirmek, takmak.
- Şapkasına bir de gül kondurmuştu
birden yapıvermek ya da söyleyivermek.
- Nasrettin Hoca cevabı kondurmuş: Hırsızın hiç mi suçu yok?
(genellikle olumsuz biçimiyle) üzerine yormak.
- Yaşlılığı kendimize kondurmuyoruz ya yaşlandık işte! Yaşlılığı hiç üzerine kondurur mu?
(tokat, yumruk vb.) atmak, vurmak.
- Bir tane kondurursam kendini yerde bulursun!