Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "konuşmak" in Türkçe

Phonetics

–

unknown

  1. duygularını ve düşüncelerini bir dilin sözcükleriyle anlatmak, sözü kullanmak, söz söylemek.

    • Çocuklar genellikle yaşında konuşur
  2. belli bir konudan söz etmek.

    • Biz de şimdi gidip gitmemeyi konuşuyorduk
  3. bir konuda ya da türlü konularda söyleşmek.

    • Şu kahvede oturup biraz konuşalım
  4. söylev vermek.

    • Alanda konuşan başbakan, çağ atladığımızı söyledi
  5. konuşma<sup>3</sup> yapmak.

  6. duygu ve düşüncelerini herhangi bir araçla anlatmak.

    • Dilsizler işaretle konuşur
  7. bir dili konuşma dili olarak kullanmak.

    • İngilizceyi iyi konuşuyorsunuz
  8. ilişki kurmak, görüşüyor olmak ya da ilişkiyi, görüşmeyi sürdürmek.

    • Biz komşularımızın hepsiyle konuşuyoruz
  9. belli bir biçimde söylemek.

    • Çocuk genizden konuşuyor
  10. geçerli olmak, etkin olmak.

    • Toplumda artık para konuşuyor
  11. flört etmek.

    • Kızı bir oğlanla konuşuyormuş
  12. şık, zarif görünmek.

    • Yeni ayakkabın konuşuyor!
  13. ilişkiyi kesmek, görüşmüyor olmak, dargın olmak.

    • O komşuyla konuşmuyoruz
  14. konuşma yoluyla.

    • İnsanlar konuşa konuşa anlaşırmış
  15. konuşarak.

    • Arkadaşla konuşa konuşa yürümek istemiştik