Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "koymak" in Türkçe

unknown

  1. bir şeyi belli bir yere ya da herhangi bir yere yerleştirmek ya da bırakmak.

    • Bardağı masaya koymak için yerinden kalktı
  2. bir kimseyi bir işe yerleştirmek.

    • Dayısı onu bir bankaya koymak istiyordu
  3. eklemek, katmak.

    • Çaya iki şeker koyup karıştırdı
  4. girmesine engel olmamak, içeri bırakmak.

    • Salon doluydu ama yine de her geleni içeri koyuyorlardı
  5. uyulması gereken ilkeleri, kuralları saptamak.

    • Bu yasayı koyan ben değilim
  6. (imza, tarih vb.) yazmak.

    • Mektuba tarih koymak aklına gelmemişti
  7. (bütçede) yer vermek, ayırmak.

    • Komisyon, memur zammı için bütçeye yüz trilyon koymak istiyor
  8. (olumsuz biçimi) bırakmamak, vermemek.

    • Bunu onun yanına koymazlar
  9. (söz, davranış, olay vb. için) acı gelmek, dokunmak, derinden etkilemek, üzmek.

    • Özlem ona gittikçe koymaktaydı
  10. (tokat, yumruk vb.) vurmak.

  11. (ayaktopunda) gol atmak.

  12. (erkek) cinsel ilişkide bulunmak.