unknown
bir şeyin oluşmasını sağlayan parçaları bir araya getirip takarak, birleştirerek onu bir bütün durumuna getirmek.
(yaylı, zemberekli şeylerde) yayı ya da zembereği germek.
(çadır vb. için) dik durmasını sağlamak, dikmek, germek.
(sofra için) hazırlamak.
oluşturmak, yapmak.
(turşu vb. için) gereken koşulları hazırlayarak kendi kendine olmaya bırakmak.
(etkisi ve önemi geniş, sürekli şeyler için) ortaya gelmesini sağlamak, oluşturmak.
bir araya getirmek, toplamak.
belli bir işte birlikte çalışacak kimseleri belirlemek.
(yapı için) yapmak.
bir araya gelerek oluşmasını sağlamak.
aklından geçirmek, düşünmek, tasarlamak.
gizlice hazırlamak, düzenlemek.
zihinde büyütmek.
aklına koymak, kararlaştırmak.
bir kimseyi, dedikoduyla vb. etkileyerek, bir başkasına karşı öfkeli duruma getirmek.
oluşturmak, sağlamak.