Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "mal" in Türkçe

Etymology

Arapça

ad

  1. bir kimsenin ya da bir tüzelkişiliğin sahibi bulunduğu taşınır ya da taşınmaz varlıkların tümünün genel adı.

  2. büyükbaş hayvan.

    • Çoban malı çayıra salmıştı
  3. alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası.

    • Tüccarın malı değer yitirir mi?
  4. aşağılık, bayağı, kötü kimse.

    • Onun ne mal olduğu belliydi
  5. orospu.

  6. esrar, eroin, silah vb. gibi kaçak madde özelliği taşıyan nesne.

    • Polis malı yakalamış
  7. başkasının bir şeyini kendisininmiş gibi göstermek ya da kendi malları arasına almak.

    • Bizim kalemi kendine iyice mal ettin
  8. bir şeyi şu kadar parayla sağlamış ya da şu kadar paraya yaptırmış olmak.

    • Yaptırdığı evi kaça mal ettiğini kendisi bile bilmez
  9. belli bir paraya yaptırılmış, çıkmış olmak.

    • Ev bir milyara mal olmuştu
  10. bir iş, herhangi bir davranış sonucu zarara uğramak.

    • Davranışı işini yitirmesine mal oldu
  11. (bir yeri, bir şeyi) benimsemek, oraya uyum sağlamak.

    • Onun partisine mal olması zaman aldı
  12. eskimek, (tarihe) geçmek.

    • O parti artık tarihe mal oldu
  13. önemli bir işi başarmak.

  14. herkesin göz diktiği bir çıkarı elde etmek.

  15. haksız kazanç elde etmek.

  16. aşağılık ve düzenci, dalavereci, her türlü uygunsuz davranışta bulunabilecek kimse.

  17. namussuz, iffetsiz.