Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "meydan" in Türkçe

Etymology

Arapça

ad

  1. ➽alan.

  2. bulunulan yer ve çevresi, ortalık.

    • Meydanda kimse yoktu
  3. fırsat, olanak ya da vakit.

    • O, meydan bulursa her şeyi yapar
  4. (Mevlevi tekkelerinde vb.) ayin yapılan yer.

  5. (ortaoyununda) oyun yeri.

  6. kendisinin daha üstün olduğu savıyla başkasını karşılaşmaya çağırmak.

  7. çekinmediğini, korkmadığını açıkça bildirmek, göstermek.

  8. (bir konu) herkesin bilgisine sunulmak, öne sürülmek.

  9. (bir kimse) bir işi yapmak için kendini öne sürmek, ortaya çıkmak.

  10. bulmak.

  11. (bir konuyu) açıklığa kavuşturmak.

  12. ortaya çıkmak, ortada kendini göstermek, görünmek.

  13. (bir durum) belli olmak, belirmek, anlaşılmak.

    • Hastalığı sonradan ortaya çıkmıştı
  14. yapıp ortaya çıkarmak, yapmak.

  15. herkese göstermek.

  16. evsiz barksız, açıkta koymak.

  17. herkesin gözü önünde, ortada bırakmak.

  18. savunduğu şeyden vazgeçmek.

  19. yarışmadan çekilmek.