Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "nefes" in Türkçe

Etymology

Arapça

ad

  1. ➽soluk1.

  2. (boş bir inançla) iyileştirir diye hastaya okuyup üfleme.

  3. sigara, pipo vb. içilirken içe çekilen duman.

  4. yaşam belirtisi.

    • Karanlıkta, evde bir nefes var mı diye dinliyordu
  5. sigara içine konularak ya da nargile vb. ile içilen esrar.

  6. Alevi–Bektaşi yazınında, tarikat konularında yazılmış, koşmaya benzeyen, genellikle bir ezgiyle okunan şiir.

  7. havayı ciğerlerine çekmek, soluk alıp vermek.

  8. işe biraz ara vermek, biraz dinlenmek.

  9. ferahlamak, rahatlamak.

    • Eline para geçince biraz nefes aldı
  10. yaşamak.

    • Nefes aldığımıza şükür!
  11. sigara, pipo vb.nin dumanını içine çekmek.

  12. esrar içmek.

  13. soluk soluğa, sık sık soluyarak.

  14. koşarak, dara dar, darı darına.

  15. heyecan ve telaş içinde koşmaktan soluğu tıkanacak gibi olmak.

    • Sevgilisine kavuşmak için nefes nefese kalmıştı
  16. sık sık ve güçlükle soluk almak, yorulmak.

    • Hasta biraz doğrulmak isterken nefes nefese kalmıştı
  17. ölmek.

  18. çok şaşırmak.

    • Olan biteni görünce nefesim durdu
  19. çok yorulmaktan pek sık solumak ya da soluk alamaz gibi olmak.

  20. soluğu büsbütün durmak.