Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "para" in Türkçe

Etymology

Farsçadan

ad

  1. devletçe bastırılan ve ülke içinde ödeme aracı olarak kullanılan, üzerinde saymaca değeri yazılı, kâğıt ya da metal nesne.

  2. kuruşun kırkta biri.

  3. (devlet) metal ya da kâğıt para çıkarmak.

  4. kumarda ortaya para sürmek.

  5. çok kazançlı bir işi olmak.

  6. büyük değerde tek parça parayı alıp ona eşit küçük değerde paralar vermek.

  7. işleri iyi gitmek, çok para kazanmak.

    • Bir lokanta açtı, artık para basıyor
  8. bankaya vb. yatırılmış paradan bir bölümünü geri almak.

  9. birinden, çeşitli gerekçelerle para sızdırmak.

  10. (devlet) para basmak.

  11. birine posta ya da banka aracılığıyla para göndermek.

    • Birkaç güne kadar ona para çıkarmak gerekiyormuş
  12. değeri pahasını bulmamak, ucuza satılmak.

  13. herhangi bir etkisi olmamak, bir işe yaramamak.

  14. (devlet) para basmak.

  15. (bir işten) çok para kazanmak.

  16. varsıl bir duruma gelmek.

    • Kısa sürede para pul tutar olmuştu
  17. tutumlu olmak.

    • Onun para pul tutmak kaygısı yoktur
  18. kazandığını, elindekini harcayıp eritmek.

    • Oğlu para pul tutmazlaştıkça adamın üzüntüsü artmıştı
  19. tutumlu davranmamak, savurgan olmak.

    • İnsan para pul tutmazsa ilerde güçlük çeker
  20. kazandığı paranın hepsini harcamayıp birazını artırmak, biriktirmek.

  21. satın alınan şeyin karşılığı... kadar para olarak hesaplanmak.

    • Yol çok para tuttu
  22. yasadışı yollarla para almak.

  23. olağanüstü bir nedenle çok para kazanmak.

  24. bir yere, genellikle geri almak üzere, para vermek.

    • Bankaya birkaç kuruş para yatırdım
  25. bir işe, kazanç elde etmek üzere, para koymak.

    • Bu işe çok para yatırdı
  26. gereksiz yere biri uğruna çok para harcamak.

    • Delikanlı kadına çok para yedirdi ama sonuç alamadı
  27. bir işi yapsın diye birine rüşvet vermek.

    • Her işte biraz para yedirmek gerekiyor
  28. kendi istekleri uğruna, gerekli gereksiz demeden bol bol para harcamak.

  • görevinin olanaklarını kötüye kullanarak, bir işi yapmak için birinden yasadışı para almak, rüşvet almak.

  • para vererek yaptırdığı bir şey iyi çıkmayıp kendisini utandırmak.

  • parasını verdiği, çok para harcadığı halde karşılığını umduğu ölçüde alamamak.

    • Tatile çıktık sözde, paramızla rezil olduk
  • çok para kazanır olmak.

  • çok para harcar olmak.

  • belli bir miktardaki parayı beğenmemek, az bulmak.

    • Artık çocuklar bile yüz bine, beş yüz bine, öyle beri benzer paraya para demiyor