Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "pençe" in Türkçe

Etymology

Farsçadan

ad

  1. dört ayaklı yırtıcı hayvanların ön ayaklarının, yırtıcı kuşların ayaklarının parmaklarıyla tırnakları.

    • Ayının pençesi, şahinin pençesi
  2. (tamlama durumunda) etkisinden kurtulmak olanaksız bulunan, etkisi çok olan güç.

    • Delikanlı aşkın pençesine düşmüştü bir kez
  3. ayakkabının tabanındaki kösele.

  4. (yırtıcı hayvan) ön ayaklarıyla ya da (yırtıcı kuş) ayaklarıyla saldırmak, vurmak.

    • Şahin tavşana birkaç pençe atmış, yaralamıştı
  5. gücüne dayanarak bir şeyi ele geçirmeye çalışmak.

    • Politikacılar bu işe de pençe atmak istiyor
  6. genişçe ve sık lekeler durumunda.

    • Teni pençe pençe olmuştu, hastalığı bilinmiyordu
  7. (kızartı için) yer yer.

    • Çocuğun yanağı pençe pençe kızarmıştı
  8. (yırtıcı hayvan) pençe atmak, pençelemek<sup>1</sup>.

  9. ayakkabıya pençe<sup>3</sup> çakmak.