unknown
bir şeyi, bulunduğu, tutunduğu yerden gevşeterek ya da güç kullanarak çıkarmak, çekerek ayırmak.
kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak.
(akarsu, sel, yel) bir şeyi yerinden çıkarmak, çıkararak götürmek.
geçip gitmeye engel olan zorlukları atlatmak.
örülmüş ya da dikilmiş bir şeyin örgüsünü ya da dikişini ayırmak.
karışık, kargacık burgacık, okunaksız bir yazıyı okuyabilmek.
okuma becerisini kazanmak, okumayı başarmak.
(balgam vb.) çıkması, akması kolaylaşmak.
gelmeye başlamak ya da çıkagelmek, sökün etmek.
ayırmak, caydırmak, koparmak, uzaklaştırmak, vaz geçirmek.
(genellikle olumsuz ya da soru biçimiyle kullanılır) geçerli olmak ya da etkilemek.
bulunduğu yerden ya da kökünden çıkarıp atmak.
katlanması zor da olsa gözden çıkarmak.