Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "söz" in Türkçe

ad

  1. bir duyguyu, bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan sözcük ya da sözcük dizisi.

    • Sözü söylemesini bilmeli
  2. bir ya da birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, sözcük.

    • Her sözcük aynı zamanda bir sözdür
  3. doğru olup olmadığı bilinmeyen, ağızlarda dolaşan haber.

    • Sözlere bakılırsa, suçlu imiş
  4. bir işi yapacağı konusunda vaatte bulunma.

    • Onun sözünde durduğunu gören olmamıştır
  5. konuşma.

    • Kişiliklere saldırırsanız sözünüzü keserim
  6. bir müzik yapıtının, bir şarkının yazılı metni.

    • Sözü Karacaoğlan’ın olan bir türkü biliyorum
  7. (birinden) bir işi yapacağı konusunda kesin sözveri sağlamak.

  8. (bir toplantıda) toplantı başkanından izin alarak konuşmak, görüşlerini bildirmek.

  9. söz kesmek.

  10. birine dokunacak bir sözü, onun olduğu yerde, ortalığa söylüyormuş gibi söylemek.

  11. tanımadığı birine, sevişmeyle ilgili sözler söyleyip işittirmek, sözle sarkıntılık etmek.

  12. başkaları dururken kendisinin bir şeyler söylemesine gereklik bulunmamak.

  13. (bir toplantıda) başkalarının konuşmasından kendisine sıra gelmemek.

  14. (görüşülen, üzerinde durulan bir konuda) söz hakkı bulunmamak.

    • Anadolu’da, evlenme konusunda kızlara söz düşmez
  15. konuşulan şeyi bilmemesi gereken ilgiliye iletmek, dedikodu yapmak.

  16. doğruluğu, gerçekliği ya da uygunluğu, yerindeliği tartışılabilir olmak.

    • Yaptığı işlerin çoğu söz götürür, ama kendisi onları çok beğenir
  17. eleştirilecek bir yönü yok, kusursuz.

  18. onu kimse eleştiremez, kötüleyemez, ben buna izin vermemem anlamında da söylenir.

    • O benim arkadaşımdır, ona söz yok!
  19. herhangi bir nedenle konuşmasını bitirememek ya da söylemek istediğini söyleyememek.

  20. söylemeye vakit bulamamak.

  21. adı anılmak.

    • Bir ara sözü edilmişti
  22. önemli bulunmak.

    • O sözü edilen biridir
  23. kendisini saydırmış, isteği yerine getirilen bir kimse olmak.

  24. kendisinden söz edilmek, adı anılmak.

    • Dünkü toplantıda sizin de sözünüz geçti
  25. konuşmasını, sözünü bitirmeden susmak.

  • bir konuşmayı önlemek.

    • Böyle sözü keserseniz sonuç alamayız
  • (kendisi) verdiği sözü yerine getirmek.

    • Sözünü tutmak insanın kişiliğini gösterir
  • (birisinin) verdiği öğüdü uygulamak.

    • Arkadaşının sözünü tutup bu işe girdi