unknown
bir şeyi dar bir yere zorla teperek sığdırmak, tıkarak yerleştirmek.
bir nesneyi sıkıca duracak bir biçimde bir yere yerleştirmek, koymak ya da orada tutmak.
seyrek durumdaki ya da gevşek şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek.
bir şeyin sıkışmasına, iki şey arasında kalarak ezilmesine yol açmak.
karşısındaki kimsenin isteyip istemediğine bakmaksızın, bir şeyi ansızın ve gizlice ona vermek ya da eline tutuşturmak.
kaçamayacak bir biçimde çevresini sarmak, kıstırmak.
zorlamak.
elle sarkıntılık etmek.