Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "salmak" in Türkçe

unknown

  1. tutukluluğuna, bağına ya da baskı altındaki durumuna son vererek özgür bırakmak, salıvermek, koyuvermek.

    • Tutukluyu saldılar
  2. göndermek, yollamak.

    • Ağa, adamlarına haber salmış, gelsinler demiş
  3. eklemek, katmak, koymak.

    • Pirince biraz daha su salmak gerekiyor
  4. uğratmak.

    • Bunu yaparsanız başınızı derde salarsınız
  5. (bitki) filiz vermek, sürmek.

    • Asma dal budak saldı
  6. salma<sup>3</sup> çıkarmak.

    • Her eve ayrı para salmışlar
  7. üzerine göndermek.

    • Atmacayı ava saldı
  8. ileriye göndermek, çıkarmak ya da indirmek.

    • Gemiyi denize saldılar
  9. yolcu etmek, göndermek.

    • Çocukları İstanbul’a saldık
  10. içindekini, kendinde bulunanı bırakmak.

    • Et biraz su salmış
  11. sarkıtmak, indirmek.

    • Kuyuya karpuz saldık, soğursa keseriz
  12. saldırmak.

    • Bu köpek insana salar mı?
  13. (gemi) demir üzerinde dört bir yana dönüp durmak.