Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "sarmak" in Türkçe

unknown

  1. çevresini çevirmek, çevresine dolanmak.

  2. her yanında yer almak, dört bir yanını çevrelemek, çepeçevre çevirmek, kuşatmak.

    • Polis, evi sardı
  3. yayılarak etkisi altına almak, her yeri kaplamak.

    • Ateş bacayı sarmıştı
  4. baştan başa örtmek.

    • Bahçeyi yabanıl otlar sardı
  5. iplik ve benzeri bir şeyi yumak biçimine getirmek.

  6. kucaklamak.

    • Annesi oğlunu özlemle sardı
  7. kâğıtla ya da bir bitki yaprağıyla dürmek.

    • Adam kendine bir sigara sardı
  8. zevkini okşamak, hoşuna gitmek, beğenmek.

    • Bu iş onu pek sardı
  9. bir şeyi başka bir şeyin içine koyarak onunla kaplamak, dürmek.

    • Kıymayı kâğıda sarıp verdi
  10. sarılarak tırmanmak.

    • Sarmaşık balkonu sardı
  11. yükseğe doğru çıkmak, tırmanmak.

    • Dağcılar, dağlara sardılar, üç gün haber alınamadı
  12. tedirgin etmek, rahatsız etmek, sözle sataşmak, saldırmak.

    • Herkesin kendisine sardığını öne sürüyor
  13. tavırlarını, sözlerini denetleyemez duruma gelmek, ne dediğini bilememek.