Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "serbest" in Türkçe

Etymology

Farsçadan

sıfat

  1. istediği gibi davranabilen, hiçbir koşula, sınırlamaya bağlı olmayan.

  2. bağlı, bağımlı ya da tutuklu olmayan.

  3. yapacak hiçbir işi olmadığı için zamanı bulunan, boş.

    • Yarın bütün gün serbestim, tavla oynayalım
  4. herhangi bir kurala ya da kimi kurallara bağlı olmayan.

    • Şiirde serbest nazım iyice benimsenmişti
  5. (kadın için) ağırbaşlı olmayan ya da erkeklerle görüşmekten, dolaşmaktan çekinmeyen.

    • Onlar kızlarını serbest yetiştirmişti
  6. sıkılmadan, şaşırmadan konuşan ve davranan.

    • Özgür sınıfta çok serbest, ama konuklardan sıkılır
  7. herhangi bir biçimde engellenmeyen.

    • Atış serbest
  8. kullanılabilir durumda olan, boş.

    • Yol serbestken karşıya geçelim
  9. rahat bir biçimde, özgür olarak, başıboş bir biçimde.

    • Kırda serbest dolaşmaktan korkmuyordu
  10. (tutukluyu ya da gözaltında, gözetim altında olan birini) özgür duruma getirmek, özgürlüğüne kavuşturmak, bırakmak.

    • Kafesteki güvercini serbest bıraktık
  11. (tutulmuş durumda bir şeyi) bırakmak, koyvermek.

  12. kullanılmasına izin vermek.

    • Hükümet ödeneği serbest bıraktı