Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "ses" in Türkçe

ad

  1. işitme organının duyabildiği titreşim.

    • Bir tabanca sesi duyuldu
  2. ciğerlerden gelen havanın ses yolunda yaptığı, ağızdan çıkarak yayılan titreşim.

    • Şarkıcının sesi güzeldi
  3. güzel ve etkileyici ses.

    • Ses diye ben buna derim!
  4. herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki, iç çağrı.

    • Pişmanlığın sesi onu uyutmuyordu
  5. görüş, duygu ve düşünce.

    • Gazete, halkın sesi olmuştu
  6. aralarında uyum bulunan, hoşa giden, kulağa hoş gelen titreşimler.

  7. gürültü patırtı.

    • Toplantıda bir ara ses soluk kesildi
  8. haber.

    • Gitti gideli ses soluk çıkmadı
  9. herhangi bir sesi çıkarmak (ya da çıkarmamak).

    • Zil dün ses veriyordu, bugün ses vermiyor
  10. bir çağrıya yanıt vermek (ya da vermemek).

  11. sesin oluşması için akciğerlerden gelen havanın gırtlak, burun ya da ağızda izlediği yol.

  12. bir ses kuşağında yer alan ses titreşimlerinin görüntülerini taşıyan bir ya da birkaç dar yol.

  13. herhangi bir haberi gelmez olmak.

  14. artık susmak zorunda kalmak.

  15. (biri) konuşmaktayken susmak, söylemez olmak.

  16. (birini) artık konuşturmamak.

    • Şunun sesini kesmek gerekir artık