unknown
içine ya da arasına girmesini sağlamak.
bir işe, bir yere girmesini, alınmasını sağlamak.
içeri almak ya da aldırmak.
içeriye götürmek, taşımak.
(bıçak, iğne, hançer vb. için) batırmak, saplamak.
(böcek, arı, yılan vb.) iğnesini batırmak ya da ısırmak.
yasak bir malı gizli yollardan yurda getirmek.
konuşma sırasında bir sözü, düşünceyi ya da soruyu söyleyivermek.
birine, dokunaklı, kırıcı ya da acı söz söylemek.
(alışverişte) iyilerinin arasında, belli etmeden, kötü, çürük olanları da vermek.
(ayaktopu, sepettopu gibi oyunlarda) gol atmak, sayı yapmak.