Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "takip" in Türkçe

Etymology

Arapça

Phonetics

– –

ad

  1. yetişmek, yakalamak ya da bulmak ereğiyle birinin ya da bir şeyin arkasından gitme, izleme.

  2. birinin ardınca gitme ya da ardından gelme.

  3. kovuşturma ya da kovuşturulma.

  4. izinden, yolundan gitme, yolunu izleme.

  5. bir şeyin gelişmesiyle ilgilenme.

    • Bu dairede elden iş takibi yasaktır
  6. bir şeye uyma, izleme.

    • Modayı takipten vazgeçtim
  7. dikkatle dinleme, izleme, anlama.

    • Konuşmanızı takipte güçlük çekiyorum
  8. geri çekilmekte olan düşmanı yenmek, yok etmek için yapılan eylem.

  9. yetişmek, yakalamak ya da bulmak ereğiyle birinin ya da bir şeyin arkasından gitmek, onu izlemek.

  10. belli bir yöne gitmek.

    • Bu caddeyi takip ederseniz alana ulaşırsınız
  11. bir şeyi izlemek ya da bir şeye uymak.

    • Her dergiyi takip etmek zor
  12. dikkatle dinlemek, anlamak.

  13. kovuşturmak.

  14. izinden, yolundan gitmek, yolunu izlemek.