unknown
bir şeyi bir başka şeye uygun bir biçimde iliştirmek, geçirmek, tutturmak.
(takı için) armağan olarak vermek.
(ad, lakap) koymak, vermek.
(silah için) kuşanmak.
(olumsuz ya da soru biçimiyle) değer vermemek, önemli saymamak, saygı göstermemek, aldırmamak.
borç para alıp geri ödememek.
(öğrenci) bütünlemeye kalmak.
(mahkeme) hüküm giydirmek.
(bir üst, bir yetkili) bir kimseyle olumsuz anlamda uğraşmak, ona başkalarından farklı davranmak.
( <b> <i>arka, art, peş</i> </b> gibi sözcüklerden birini tümleç alarak) kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak ya da arkasından gelmesini sağlamak.
( <b> <i>arka, art, peş</i> </b> gibi sözcüklerden birini tümleç alarak) izlenmesini sağlamak, izletmek.